Tıpta Sezgiler mi Yoksa Kurallar mı?

Zaman zaman hekimlerden, özellikle eski hocalarımızdan duyduğumuz tıbbi deneyimle ilgili bir söz var: “Muayenehaneme gelen hastalarımdan biliyorum ki toplumda falan hastalık arttı” ya da “Gördüğüm hastalardan anlıyorum ki filan ilaç diğerlerine göre daha etkili.”

Hastalıkların izlem ve tedavisinde deneyimlerimize bu denli güvenmeli miyiz? Bana göre hayır. Sanırım tıbbi uygulamalarda deneyimleri biraz fazla abartıyoruz. Bu aşırı güven bana 19. yüzyılın ünlü filozof ve bilim adamı
Freud’un başına gelenleri anımsattı. Freud, o tarihte izole edilen kokain ile anksiyete ve nevrastenili hastaları tedavi edeceğine inanmıştı. Zaman içinde kokain kullanımının olumsuz sonuçları ortaya çıkmaya başladı. Biri çok yakın arkadaşı olan iki hastasını kokain nedeniyle kaybetti. Bundan dolayı suçlandı, büyük vicdan azabı çekti.

Freud gibi tüm zamanların en ünlü nöropsikiyatristlerinden birinin bile başına böylesine acı olaylar gelebiliyorsa hastayla karşı karşıya gelen insanların ne denli dikkatli olması gerektiği çok açıktır. Gerçi eski yüzyıllarda hekimlerin ve bilim adamlarının çalışmaları bugünkü kadar sistemli değildi. Daha çok insanların merak ve gayretlerine dayanıyordu. Bireysel ve daha gözüpekti. O tarihte bile hata olarak kabul edilen maceracı tıbbi yaklaşımların bugün kullanılması ise hiç bağışlanamaz.

Bilgi kaynaklarının ve iletişimin çok arttığı günümüzde kişisel deneyimlerin doğru tedaviyi bulmada yetersiz kalabileceğini, hatta kimi zaman yanlış yönlendirmelere neden olabileceğini düşünüyorum. Bir kere bir hekimin temasta olduğu hasta sayısı sınırlıdır. Ayrıca hekime yönelen hastaların toplumdaki olguları yansıtmama ihtimali oldukça yüksektir. Örneğin bir psikiyatriste giden hastaları göz önüne alalım. Bu hekime giden kişilerden önemli bir kısmı boşanma nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan hastalar olsun. Bu sonuca bakarak psikiyatristin “Toplumda boşanmalar artmıştır” demesi doğru olur mu? Tabii ki hayır. İstatistikte çok iyi bilindiği gibi bu ‘seçimde yapılan önyargı hatası’dır. Bir psikiyatristin muayenehanesine evlenip de mutlu insanlar gitmeyeceğine göre hekimin boşanmaların oransal olarak fazla olduğunu söylemesi bilimsel değildir.

Tıpta bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır. Bugün kardiyoloji, onkoloji, hematoloji gibi birçok uzmanlık dalında hastalıklar için tedavi rehberleri geliştirilmiştir. Bunlar dünyaca tanınan konunun uzmanları tarafından karşılaştırmalı ve kontrollü çalışmalar sonucunda oluşturulmaktadır. Bu rehberlerde hastalıkların tanısından tedavisine değin algoritmalar yer almakta ve gözden kaçabilecek ayrıntılar sergilenmektedir. Üstelik tıbbi gelişmelerin çok hızlı olduğu, sürekli olarak yeni ilaç ve teknolojilerin uygulamaya girdiği günümüzde rehberlerdeki algoritmalar da sürekli yenilenmektedir.

Bu sistemli bilgi birikimi yanında bizim deneyim ve sezgilerimizin kusura bakılmasın ama esamesi bile okunmaz. Bunu söylerken ben de üzülmüyor değilim. Yanlış anlaşılmasın bilgisiz olduğumuzu kastetmiyorum. Üzüntümün nedeni yaratıcılığımı istediğim gibi kullanamamak, tedavide özgür ve cesur olamamak. Ancak hastaların doğru tedavi edilebilmesi için kişisel deneyimlerimizin sınırlı, sezgi ve yaratıcılığımızın uygulanabilirlik alanının dar olduğunu kabul etmemiz gerekir. Üstelik bu, yetenekle de ilgili değil, tüm ülke hekimleri için geçerli. O nedenle hastalarımın tedavisinde literatürdeki kontrollü araştırmaları, birçok araştırmanın ortak verilerini sağlayan metaanalizleri ve çalışmaların sonucunda oluşturulan algoritmaları izlemeyi daha güvenli buluyor, standart tedaviden yana tavır alıyorum. Deneyimlerimi ancak bu çizgi üzerinde yürürken ayrıntı gerektiren uygulamalarda kullanıyorum.

Meraklı ve yaratıcı olmak, sezgilerimizin izinden gitmek belki zevkli ve heyecan verici olabilir, bu süreçte zaman zaman başarılı sonuçlar bile alınabilir ama bu hoş insani duyguların yaşanacağı yerler bazen ayrıntıların bile önemli olabildiği tedavi alanları olamaz, olmamalıdır. Maddeler ve ilaçlar hastalar üzerinde cesurca uygulayabileceğimiz ürünler değildir. Yaratıcılığımızı ortaya koyacağımız, merakımızı gidereceğimiz yerler ya klinik öncesi araştırmalar ya da hastaların onayını aldıktan sonra yapılacak kontrollü ve etik kurallara uygun karşılaştırmalı çalışmalar olmalıdır.

791 Tüm Zamanlar 1 Bugün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir