{"id":139,"date":"2014-07-03T16:08:28","date_gmt":"2014-07-03T13:08:28","guid":{"rendered":"http:\/\/localhost\/tecimer\/?p=139"},"modified":"2014-09-03T16:10:51","modified_gmt":"2014-09-03T13:10:51","slug":"kanserli-hastada-hematolojik-sorunlar","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/tibbi-yazilar\/kanserli-hastada-hematolojik-sorunlar","title":{"rendered":"Kanserli Hastada Hematolojik Sorunlar"},"content":{"rendered":"<p>Kanserli hastalardaki hematolojik sorunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 do\u011frudan primer hastal\u0131kla ilgili iken, bir k\u0131sm\u0131 da uygulanan kemoterapi, radyoterapi ve di\u011fer ila\u00e7lara ba\u011fl\u0131d\u0131r. Primer hastal\u0131kla ilgili sorunlar paraneoplastik sendromdan kaynaklanabilece\u011fi gibi, t\u00fcm\u00f6r\u00fcn organ invazyonuyla da ilgili olabilir. Hematopoietik h\u00fccreleri ve p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rlerini etkileyen paraneoplastik s\u00fcre\u00e7ler \u00e7ok yayg\u0131nd\u0131r, ancak \u00e7o\u011funun etyolojisi kesin olarak ayd\u0131nlat\u0131lamam\u0131\u015ft\u0131r. Son y\u0131llarda hormonlar ve b\u00fcy\u00fcme fakt\u00f6rleri konusunda artan bilgiler paraneoplastik sendromlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131 daha iyi anlamam\u0131za yard\u0131m etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kanser hastalar\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan hematolojik sorunlar\u0131 \u015fu ba\u015fl\u0131klar alt\u0131nda grupland\u0131rabiliriz:<br \/>\n1- Anemi<br \/>\n2- Eritrositoz<br \/>\n3- L\u00f6kopeni ve n\u00f6tropeni<br \/>\n4- L\u00f6kositoz ve l\u00f6kostaz sendromu<br \/>\n5- Eozinofili ve bazofili<br \/>\n6- Trombositoz<br \/>\n7- Trombositopeni<br \/>\n8- Kansere ba\u011fl\u0131 hiperkoagulopati ve tromboz<br \/>\n9- Nonbakteriyel trombotik endokardit<br \/>\n10- Kansere ba\u011fl\u0131 kanama ve dissemine intravask\u00fcler koagulasyon (D\u0130K)<!--more--><\/p>\n<p>ANEM\u0130<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda anemi en s\u0131k g\u00f6r\u00fclen hematolojik bozukluktur. Kanserin seyri s\u0131ras\u0131nda hastalar\u0131n %50&#8217;sinde anemi tespit edilir. \u00c7ok \u00e7e\u015fitli nedenlere ba\u011fl\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131kar. Bu nedenle hastadan ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir \u00f6yk\u00fc almak ve fizik inceleme yapmak gerekir. \u00d6nceki kan say\u0131mlar\u0131n\u0131 bilmek, kullan\u0131lan ila\u00e7lar\u0131 ve kemoterap\u00f6tik ajanlar\u0131 \u00f6\u011frenmek aneminin etyolojisini ara\u015ft\u0131rmada hekime \u00f6nemli ipu\u00e7lar\u0131 verir. Fizik incelemede; kanama, sar\u0131l\u0131k, splenomegali gibi ay\u0131r\u0131c\u0131 tan\u0131ya ula\u015fmaya yarayan \u00f6nemli bulgular tespit edilir.<\/p>\n<p>Anemi olarak tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z hemoglobin konsantrasyonundaki azalma ya da hematokritteki d\u00fc\u015f\u00fc\u015f, esas olarak dola\u015f\u0131mda bulunan eritrosit kitlesindeki azalmay\u0131 yans\u0131t\u0131r. Bu da eritrosit yap\u0131m\u0131ndaki azalmaya, y\u0131k\u0131mdaki art\u0131\u015fa, ya da kanamaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Kemik ili\u011finin \u00e7o\u011falma kapasitesinin en g\u00fczel g\u00f6stergelerinden biri retik\u00fclosit say\u0131s\u0131d\u0131r. Retik\u00fclosit say\u0131s\u0131n\u0131n artt\u0131\u011f\u0131 bir hastada anemi, hemoliz ya da kanamaya ba\u011fl\u0131 demektir. Kemik ili\u011finin kompansasyon fonksiyonunu yerine getirdi\u011fini g\u00f6sterir. Retik\u00fclosit say\u0131s\u0131n\u0131n azald\u0131\u011f\u0131 olgularda kemik ili\u011finde sorun var demektir. Birden fazla anemi etyolojisinin bulundu\u011fu durumlarda laboratuvar bulgular\u0131 daha karma\u015f\u0131k bir hal al\u0131r.<\/p>\n<p>Periferik kan yaymas\u0131 eritrosit morfolojisini tespit etmede olduk\u00e7a yararl\u0131d\u0131r. Demir eksikli\u011finde oldu\u011fu gibi eritrositlere ait hipokrom mikrositer \u00f6zellikleri ya da vitamin B12 ve folik asit eksikli\u011findeki gibi makrositik anemileri ay\u0131rt etmede kullan\u0131labilir. Hatta normokrom normositer anemiye yol a\u00e7an hemolizin otoimm\u00fcn m\u00fc yoksa mikroanjiyopatiye mi ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu hakk\u0131nda eritrosit fragmantasyonuna bak\u0131larak ipucu elde edilebilir. \u015eistositler, par\u00e7al\u0131 eritrositler mikroanjiyopatiyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n<p>Eritrosit hacim ve hemoglobin indeksleri de anemi tipini ay\u0131rmada yararl\u0131d\u0131r. Periferik kan yaymas\u0131 bulgular\u0131yla birle\u015ftirilerek sonuca varmak kolayla\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Kemik ili\u011fi yap\u0131m\u0131nda sorun olan durumlarda kemik ili\u011fi aspirasyon ve biyopsisine ba\u015f vurulabilir. Aspirasyon ile kemik ili\u011fi demir deposu, megaloblastik \u00f6zellikler g\u00f6r\u00fclebildi\u011fi gibi, ya\u011f atrofisi, hemofagositoz, k\u0131rm\u0131z\u0131 h\u00fccre aplazisi, miyelodisplazi, plazma h\u00fccre diskrazileri, lenfoma, l\u00f6semi, sideroblastik anemi tespit edilebilir. Kemik ili\u011fi biyopsisinde ili\u011fin sel\u00fclaritesi, fibrotik \u00f6zellikleri ve t\u00fcm\u00f6r olup olmad\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r. \u015eekil 1\u2019de kansere ili\u015fkin anemiye nas\u0131l yakla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine dair bir algoritm verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda en s\u0131k kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan anemi tipleri; kronik hastal\u0131k anemisi, kemik ili\u011fi tutulumuna ba\u011fl\u0131 geli\u015fen anemi ve kemoterapi ya da radyoterapi sonucu olu\u015fan anemidir.<\/p>\n<p>Kanserde s\u0131k\u00e7a kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan anemilerin \u00f6zelliklerine a\u015fa\u011f\u0131da k\u0131saca de\u011finilmi\u015ftir:<\/p>\n<p>Kronik Hastal\u0131k Anemisi<\/p>\n<p>Kronik hastal\u0131k anemisinde, ortalama eritrosit hacmi normal ya da azalm\u0131\u015f olabilir. Serum demiri ve demir ba\u011flama kapasitesi d\u00fc\u015f\u00fckt\u00fcr. Serum ferritini normal ya da artm\u0131\u015f olabilir. Demir depolar\u0131 normaldir. Pratikte yaln\u0131zca eritrosit morfolojisine ve serum demir d\u00fczeyine bakmak yan\u0131lt\u0131c\u0131 sonu\u00e7lara yol a\u00e7abilmekte ve demir eksikli\u011fi anemisiyle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131na neden olabilmektedir. Bu hastalara gereksiz ve yanl\u0131\u015f yere demir verilmesi s\u0131k\u00e7a kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan durumlardan biridir.<\/p>\n<p>Kronik hastal\u0131k anemisi olan kanser hastalar\u0131nda eritrosit ya\u015fam s\u00fcresi k\u0131salm\u0131\u015ft\u0131r, eritropoietine yan\u0131t azalm\u0131\u015ft\u0131r. Demirin sal\u0131n\u0131m\u0131nda bozukluk vard\u0131r. Muhtemelen t\u00fcm\u00f6r nekrozis fakt\u00f6r ve interl\u00f6kin gibi sitokinlerin anemiye katk\u0131s\u0131 vard\u0131r. Kanserli hastalarda infeksiyon ve inflamasyona s\u0131k\u00e7a rastland\u0131\u011f\u0131ndan bunlar\u0131n da kronik hastal\u0131k anemisine katk\u0131s\u0131n\u0131n olabilece\u011fi ak\u0131lda tutulmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Kanserli kronik hastal\u0131k anemili hastalara eritrosit transf\u00fczyonu yap\u0131labilece\u011fi gibi eritropoietin de verilebilir. Son y\u0131llarda eritropoietinin baz\u0131 solid t\u00fcm\u00f6rlerde ya\u015fam s\u00fcresini k\u0131saltt\u0131\u011f\u0131na dair bilgiler ortaya \u00e7\u0131ksa da ya\u015fam kalitesinin anemi nedeniyle azald\u0131\u011f\u0131 hastalarda eritropoietin verilebilir. Kronik anemisi olan kanser hastalar\u0131nda eritropoietin d\u00fczeyi genellikle d\u00fc\u015f\u00fckt\u00fcr. Eritropoietin d\u00fczeyi ne kadar d\u00fc\u015f\u00fckse hasta tedaviden de o \u00f6l\u00e7\u00fcde yarar g\u00f6r\u00fcr. Bu nedenle tedavi \u00f6ncesi serum eritropoietin d\u00fczeylerine bakmak tedaviye yan\u0131t konusunda fikir verir. Hastalar\u0131n yakla\u015f\u0131k yar\u0131s\u0131 tedaviye yan\u0131t vermektedir. De\u011fi\u015fik uygulamalar olmakla birlikte eritropoietin haftada \u00fc\u00e7 kez 100-150 \u00fcnite\/kg olarak cilt alt\u0131na verilebilir. Tedaviye yan\u0131t vermeyen hastalarda doz art\u0131r\u0131labilir. Ge\u00e7 yan\u0131tlar olduk\u00e7a fazlad\u0131r. Hastalara 9 hafta, hatta daha uzun s\u00fcreli bir tedavi gerekebilir.<\/p>\n<p>Kemik \u0130li\u011fi Tutulumuna Ba\u011fl\u0131 Anemi<\/p>\n<p>Kemik ili\u011fi tutulumuna ba\u011fl\u0131 olarak geli\u015fen anemi, l\u00f6koeritroblastoz ile birlikte olabilir. Bu durum, hem l\u00f6kosit, hem de eritroid serinin gen\u00e7 elemanlar\u0131n\u0131n periferik kan yaymas\u0131nda g\u00f6r\u00fclmesi demektir. Kemik ili\u011fi tutulumunun \u015fiddetli oldu\u011fu durumlarda anemiye l\u00f6kopeni ve trombositopeni de e\u015flik eder. Yani klinik tabloya pansitopeni hakimdir. Kemik ili\u011fi invazyonuna en s\u0131k olarak neden olan t\u00fcm\u00f6rler; k\u00fc\u00e7\u00fck h\u00fccreli akci\u011fer kanseri, meme kanseri, prostat kanseri ve lenfomad\u0131r. Hastalarda a\u015f\u0131r\u0131 kemik ili\u011fi fibrozisi de bulunabilir ve bu, periferik kan tablosunu daha da a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131r\u0131r. Kanserli hastalarda bazen g\u00f6r\u00fclen kemik ili\u011fi nekrozu da anemiye, hatta pansitopeniye ba\u011fl\u0131 bir klinik tabloya yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>Kemik ili\u011fi tutulumu olan hastalarda altta yatan hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi, kan transf\u00fczyonu ve eritropoietin, aneminin d\u00fczelmesinde yard\u0131mc\u0131 olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Kanser Tedavisine Ba\u011fl\u0131 Anemi<\/p>\n<p>Kemoterapi ve radyoterapiye ba\u011fl\u0131 olarak geli\u015fen anemide temel neden, kemik ili\u011fi depresyonudur. Kemoterapi alan hastalarda, n\u00f6tropeni ve trombositopeni tedaviden itibaren 7-14 g\u00fcn i\u00e7inde d\u00fczeldi\u011fi halde anemi kronik seyir g\u00f6sterebilir. Kemik ili\u011finde megaloblastik displazi ve periferik kanda makrositoz s\u0131kl\u0131kla g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu hastalar kan transf\u00fczyonu ve eritropoietin uygulamas\u0131ndan yarar g\u00f6r\u00fcrler. Eritropoietin, kan transf\u00fczyonu ihtiyac\u0131n\u0131 azalt\u0131r.<\/p>\n<p>Saf K\u0131rm\u0131z\u0131 H\u00fccre Aplazisi<\/p>\n<p>Kanser hastalar\u0131nda aneminin nadir bir nedeni, saf k\u0131rm\u0131z\u0131 h\u00fccre aplazisidir. En s\u0131k timoma ile birlikte g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Daha az olarak lenfoid t\u00fcm\u00f6rler ve di\u011fer solid t\u00fcm\u00f6r malignensileri ile birlikte bulunur. Eritropoiez bask\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131r. Kemik ili\u011finde eritroid seri \u00f6nc\u00fcllerinde azalma vard\u0131r. Timoma ile birlikte g\u00f6r\u00fclen saf k\u0131rm\u0131z\u0131 h\u00fccre aplazisine genellikle hipogammaglob\u00fclinemi de e\u015flik eder. Timektomi olgular\u0131n baz\u0131lar\u0131nda olumlu sonu\u00e7 verir. Di\u011fer malignensilerde de rezeksiyon ile ba\u015far\u0131l\u0131 sonu\u00e7lar al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda steroidler, y\u00fcksek doz imm\u00fcnglobulin, antitimosit glob\u00fclin, danazol, sitotoksik ila\u00e7lar kullan\u0131labilir, kan transf\u00fczyonu gerekebilir.<\/p>\n<p>Demir Eksikli\u011fi Anemisi<\/p>\n<p>Kronik kan kayb\u0131, kanserli hastalarda aneminin bir ba\u015fka nedenidir. Bu durumda ortaya \u00e7\u0131kan anemi, demir eksikli\u011fi anemisidir. Sindirim sistemi kanserlerinin genellikle ilk belirtisi, demir eksikli\u011fidir. B\u00f6brek ve mesane karinomunda hemat\u00fcriye ba\u011fl\u0131 demir eksikli\u011fi anemisi g\u00f6r\u00fclebilir. Bazen iyatrojenik flebotomi de kan kayb\u0131na neden olabilir. Gastrektomi sonras\u0131 marjinal \u00fclserlere ba\u011fl\u0131 tekrarlayan kanamalar demir eksikli\u011fi anemisi yapabilir. Bu hastalarda g\u00f6r\u00fclen aklorhidri demir emilimini azaltarak anemiye katk\u0131da bulunur. Demir eksikli\u011fi anemisinde serum demiri ve ve ferritini d\u00fc\u015f\u00fck, demir ba\u011flama kapasitesi y\u00fcksektir. Kemik ili\u011fi demir deposu azalm\u0131\u015f ya da yoktur. Bu bulgular demir eksikli\u011fini kronik hastal\u0131k anemisinden ay\u0131rt etmede yararl\u0131d\u0131r. Demir eksikli\u011fi ve kronik hastal\u0131k anemisinin birlikte oldu\u011fu durumlarda laboratuvar bulgular\u0131 daha karma\u015f\u0131k bir hal alabilir. Serum demiri d\u00fc\u015f\u00fck iken, demir ba\u011flama kapasitesi ve ferritin her iki aneminin katk\u0131s\u0131 oran\u0131nda de\u011fi\u015fkenlik g\u00f6sterir. Serum ferritininin 10 mg\/L&#8217;nin alt\u0131nda olmas\u0131 hemen her zaman demir eksikli\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. D\u0131\u015fk\u0131 ya da idrarda kan tespit edilmesi tan\u0131ya yard\u0131mc\u0131 olur.<\/p>\n<p>Tedavide oral demir preparatlar\u0131 kullan\u0131lmal\u0131d\u0131r. Kanama yeri tespit edildikten sonra tedavi ba\u015flan\u0131r. Oral tedavi demir depolar\u0131n\u0131 dolduracak \u015fekilde uzun s\u00fcreli olmal\u0131d\u0131r. Absorbsiyonun iyi olmad\u0131\u011f\u0131 durumda parenteral demir dekstran kullan\u0131labilir. Demir eksikli\u011fi ve kronik hastal\u0131k anemisinin birlikte oldu\u011fu durumlarda demir tedavisiyle anemi tamamen d\u00fczelmez, k\u0131smi iyile\u015fme g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Folik Asit ve B12 Vitamin Eksikli\u011fine Ba\u011fl\u0131 Anemi<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda yeterli besin al\u0131nmamas\u0131 sonucu folik asit eksikli\u011fi g\u00f6r\u00fclebilir. Gastrektomi yap\u0131lan hastalarda aklorhidri sonucu demir eksikli\u011fine ek olarak B12 vitamin eksikli\u011fi de geli\u015fir. B12 vitamin eksikli\u011fine ba\u011fl\u0131 anemi y\u0131llar i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kar. Maln\u00fctrisyonun kendisi de kronik hastal\u0131k anemisine neden olabilir. Gerek folik asit eksikli\u011fi, gerekse B12 vitamin eksikli\u011fine ba\u011fl\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131kan anemi makrositik tipte olup, kemik ili\u011finde megaloblastik \u00f6zellikler g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Tedavi eksik olan vitaminlerin verilmesiyle yap\u0131l\u0131r. Folik asit oral, B12 vitamini genellikle parenteral uygulan\u0131r.<\/p>\n<p>Hemolitik Anemi<\/p>\n<p>Kanserle birlikte g\u00f6r\u00fclen hemolitik anemi, imm\u00fcn k\u00f6kenli olabilece\u011fi gibi, mikroanjiyopatik k\u00f6kenli ya da ila\u00e7lara ba\u011fl\u0131 olabilir. Hemofagositik sendrom da hemolitik aneminin bir di\u011fer nedenidir. Hemolitik anemide eritrosit y\u0131k\u0131m\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak retik\u00fclosit ve indirekt bilirubin artar, haptoglobin d\u00fc\u015fer, plazmada hemoglobin, idrarda hemosiderin ve hemoglobin ortaya \u00e7\u0131kar. Klinik olarak sar\u0131l\u0131k ve splenomegali g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Otoimm\u00fcn hemolitik anemi en s\u0131k olarak kronik lenfositik l\u00f6semi ve lenfomalarda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu hastal\u0131klarda imm\u00fcn regulatuar sistemdeki bozuklu\u011fun otoimm\u00fcn hemolize yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Bu t\u00fcr anemi, nadiren solid t\u00fcm\u00f6r malignensileriyle birlikte olabilir. Bunlar aras\u0131nda akci\u011fer, serviks, meme, over, gastrointestinal sistem kanserleri ve b\u00f6brek h\u00fccreli karsinom say\u0131labilir. Hastalar\u0131n \u00e7o\u011funda \u0131l\u0131k antikorlara ba\u011fl\u0131 olarak direkt Coombs testi (antiglobulin testi) pozitiftir. Non-Hodgkin lenfomada so\u011fuk aglutininler g\u00f6r\u00fclebilir. Altta yatan hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi hemolizin d\u00fczelmesini sa\u011flar. T\u00fcm\u00f6r kontrola al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda Coombs testi negatifle\u015febilir. Bir \u00e7ok olguda otoimm\u00fcn hemolizin yeniden ba\u015flamas\u0131 relaps\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrmelidir. T\u00fcm\u00f6r\u00fcn yok edilmesinin m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 durumlarda splenektomi, steroidler, intraven\u00f6z imm\u00fcnglobulin ve sitotoksik ajanlardan yarar sa\u011flanabilir. So\u011fuk antikorlara ba\u011fl\u0131 hemoliz geli\u015fen d\u00fc\u015f\u00fck gradl\u0131 lenfoma hastalar\u0131nda anti-CD 20 monoklonal antikorunun (rituksimab) hemolizin d\u00fczelmesinde de etkili oldu\u011fu g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Mikroanjiyopatik hemolitik anemi eritrositlerin mekanik olarak y\u0131k\u0131lmas\u0131 sonucu olu\u015fur. En \u00e7ok m\u00fcsin salg\u0131layan adenokarsinomlarla birlikte g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Tipik olarak gastrointestinal, kalp, akci\u011fer ve prostat kanserine ba\u011fl\u0131 geli\u015fir. Mikroanjiyopatik hemolitik anemi \u015fiddetli ve s\u0131kl\u0131kla fatal seyirlidir. T\u00fcm\u00f6r embolileri ve fibrin trombuslar\u0131 ile birliktedir. Bunlar\u0131n oldu\u011fu damarlarda ge\u00e7i\u015fin daralmas\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak eritrosit \u015fekil bozukluklar\u0131n\u0131n ve fragmantasyonun oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. D\u0130K de mikroanjiyopatik hemolitik aneminin geli\u015fmesine katk\u0131da bulunabilir. Hastalarda arteriollerin intimal proliferasyonu ve intravask\u00fcler t\u00fcm\u00f6r b\u00fcy\u00fcmesi de mikroanjiyopatiden sorumlu olabilir. Tipik hemoliz bulgular\u0131na ek olarak periferik kan yaymas\u0131nda \u015fistositler, helmet h\u00fccreleri, kenarlar\u0131 t\u0131rt\u0131kl\u0131 eritrositler g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Sferositlerin \u00e7ap\u0131 5 \u03bcm\u2019den k\u00fc\u00e7\u00fckt\u00fcr ve mikrosferosit olarak adland\u0131r\u0131l\u0131r. Retik\u00fclositoza ilaveten l\u00f6koeritroblastik kan tablosu bulunabilir. Tedavi, altta yatan t\u00fcm\u00f6r\u00fcn ortadan kald\u0131r\u0131labilmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Kanser genellikle ileri d\u00f6nemde oldu\u011fu i\u00e7in tedaviden tam bir sonu\u00e7 al\u0131namayabilir.<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda \u00e7ok de\u011fi\u015fik kemoterapi ajanlar\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak hemoliz g\u00f6r\u00fclebilmektedir. Ortaya \u00e7\u0131kan tablo genellikle hemolitik \u00fcremik sendrom benzeridir. Bu, akut mikroanjiyopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve b\u00f6brek yetmezli\u011fi ile birliktedir. Hastal\u0131k kemoterapi uygulanmas\u0131ndan 1 g\u00fcn ile 7 ay gibi \u00e7ok de\u011fi\u015fken bir s\u00fcre sonra ba\u015flayabilir. Baz\u0131 olgularda prodromal d\u00f6nemde ishal ve solunum yollar\u0131 hastal\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclebilir. Hemolitik \u00fcremik sendrom benzeri tabloya yol a\u00e7an kemoterap\u00f6tikler; mitomisin C, 5-florourasil, sisplatin, adriyamisin, vinblastin, bleomisin, sitarabin, prednizon, neokarsinostatin, mitozantron, etoposid, daktinomisin, siklofosfamid dakarbazin ve gemsitabindir.<\/p>\n<p>Hastalar\u0131n baz\u0131lar\u0131nda dola\u015f\u0131mda imm\u00fcn kompleksler bulunabilir. Genellikle fatal seyreden hemolitik \u00fcremik sendromda, imm\u00fcn komplekslerin oldu\u011fu olgular plazma de\u011fi\u015fimi, imm\u00fcn perf\u00fczyon, azotioprin tedavisinden yarar g\u00f6rebilirler.<\/p>\n<p>Sisplatin, tenoposid, melfalan ve metotreksat tedavisinde \u0131l\u0131k antikorlara ba\u011fl\u0131 hemolitik anemi tespit edilmi\u015ftir. \u0130lac\u0131n kesilmesi genellikle hemolizin durmas\u0131n\u0131 sa\u011flar.<\/p>\n<p>Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikli\u011fi olan ve doksorubisin alan hastalarda oksidan stres hemolitik anemiye neden olabilir. \u0130lac\u0131n kesilmesi ile hemoliz d\u00fczelir.<\/p>\n<p>Hemofagositik sendrom mide kanseri, lenfoma ve akut l\u00f6semi ile birlikte g\u00f6r\u00fclebilmektedir. Makrofajlar bilinmeyen bir nedenle aktive olmu\u015ftur. Kemik ili\u011fi histiyositozda oldu\u011fu gibi hemofagositoz g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc verir. Hastal\u0131kta pansitopeni, ate\u015f, lenfadenopati ve splenomegali g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Tedaviye yan\u0131t yoktur. Hastalar birka\u00e7 haftada kaybedilir. Tablo 1, kanserli hastalarda g\u00f6r\u00fclen anemi nedenlerini \u00f6zetlemektedir.<\/p>\n<p>ER\u0130TROS\u0130TOZ<\/p>\n<p>Literat\u00fcrde \u00e7ok say\u0131da de\u011fi\u015fik t\u00fcm\u00f6re ba\u011fl\u0131 eritrositoz bildirilmi\u015ftir. En s\u0131k olarak b\u00f6brek h\u00fccreli kanserde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u0130yi huylu b\u00f6brek lezyonlar\u0131nda da eritrositoz g\u00f6r\u00fclebilir. Hepatosell\u00fcler karsinom ve serebellar hemanjiyoblastom da eritrositoza neden olabilen malignensiler aras\u0131ndad\u0131r. Bu t\u00fcm\u00f6rlerde eritrosit art\u0131\u015f\u0131n\u0131n nedeni eritropoietin hormonudur. Ancak adrenal kortikal t\u00fcm\u00f6rlerde ve virilizan over t\u00fcm\u00f6rlerinde oldu\u011fu gibi androjenik hormonlar da eritrositoza neden olabilir. T\u00fcm\u00f6rden salg\u0131lanan prostaglandinler de eritropoietinin etkisini art\u0131rarak eritrositoza yol a\u00e7arlar. Wilm&#8217;s t\u00fcm\u00f6r\u00fcnde eritrosit art\u0131\u015f\u0131n\u0131n nedeni, t\u00fcm\u00f6r\u00fcn bas\u0131s\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak kom\u015fu b\u00f6brek parankiminde olu\u015fan hipoksidir. Ay\u0131r\u0131c\u0131 tan\u0131da polisitemia rubra vera ile arteriyel desaturasyona yol a\u00e7an hemoglobinopatiler, karboksihemoglobin ve di\u011fer durumlar d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Eritropoietin art\u0131\u015f\u0131ndan \u015f\u00fcphelenildi\u011fi durumlarda kanda hormon d\u00fczeyine bak\u0131labilir. T\u00fcm\u00f6re ba\u011fl\u0131 eritrositoz genellikle tedavi gerektirmez. Nadiren flebotomiye gereksinim duyulabilir. T\u00fcm\u00f6r\u00fcn \u00e7\u0131kar\u0131labildi\u011fi durumlarda eritrositoz d\u00fczelir. B\u00f6brek h\u00fccreli karsinomda nefrektomiyle normale gelen eritrosit kitlesi, metastazlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla art\u0131\u015fa ge\u00e7ebilmektedir.<\/p>\n<p>L\u00d6KOPEN\u0130 VE N\u00d6TROPEN\u0130<\/p>\n<p>L\u00f6kopeni en s\u0131k olarak kemoterapiye sekonder olarak geli\u015fir. Radyoterapi sonucu ya da kemik ili\u011finin t\u00fcm\u00f6rle infiltrasyonuna ba\u011fl\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131kabilir. Kemik ili\u011finin t\u00fcm\u00f6rle infiltrasyonu durumunda l\u00f6koeritroblastoz g\u00f6r\u00fclebilir L\u00f6kopeninin, t\u00fcm\u00f6r\u00fcn paraneoplastik etkisi sonucu gran\u00fclopoiezin bask\u0131lanmas\u0131yla olu\u015fabilece\u011fi de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Literat\u00fcrde, Hodgkin hastal\u0131\u011f\u0131nda gran\u00fclositlere kar\u015f\u0131 olu\u015fan antikorlar sonucu gran\u00fclositopeni geli\u015fti\u011fi bildirilmi\u015ftir. Kemoterapi sonucu geli\u015fen l\u00f6kopeni genellikle 4 \u2013 7 g\u00fcnde normale d\u00f6ner. Y\u00fcksek doz kemoterapi verilen hastalarda s\u00fcre uzayabilir. Bu hastalarda gran\u00fclosit\/gran\u00fclosit-makrofaj stim\u00fcle edici fakt\u00f6rler verilebilir. \u00d6zellikle k\u00fcratif kemoterapinin uyguland\u0131\u011f\u0131 olgularda bir sonraki tedavi zaman\u0131na kadar l\u00f6kosit say\u0131s\u0131n\u0131 uygun hale getirmek i\u00e7in bu t\u00fcr b\u00fcy\u00fcme fakt\u00f6rleri uygulanabilir. Febril n\u00f6tropenide antibiyotiklerle birlikte verilmesi, n\u00f6tropeni s\u00fcresinin k\u0131salmas\u0131n\u0131 ve infeksiyonun daha h\u0131zl\u0131 d\u00fczelmesini sa\u011flayabilir. B\u00fcy\u00fcme fakt\u00f6rleri yan etkilerinden ve pahal\u0131 ila\u00e7lar olmas\u0131ndan dolay\u0131 indikasyonu do\u011fru konmu\u015f, uygun hastalarda kullan\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>L\u00d6KOS\u0130TOZ VE L\u00d6KOSTAZ SENDROMU<\/p>\n<p>Hafif-orta derecede bir l\u00f6kositoz, infeksiyon ya da l\u00f6semi olmaks\u0131z\u0131n kanser hastalar\u0131nda g\u00f6r\u00fclebilir. Tek ba\u015f\u0131na monositoz da kansere e\u015flik edebilir. L\u00f6kositozun en s\u0131k g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc solid t\u00fcm\u00f6rler; Hodgkin hastal\u0131\u011f\u0131, lenfoma, mide, akci\u011fer, pankreas kanserleri, beyin t\u00fcm\u00f6rleri, malign melanomdur. T\u00fcm\u00f6r\u00fcn yayg\u0131n ve nekrotik oldu\u011fu durumlarda l\u00f6kosit say\u0131s\u0131 50000\/mm3&#8217;\u00fcn \u00fczerinde olabilir. L\u00f6komoid reaksiyon ad\u0131 verilen bu tabloda genellikle olgun n\u00f6trofiller ve baz\u0131 \u00e7omak formlar\u0131 vard\u0131r. Bunun nedeni, t\u00fcm\u00f6rde \u00fcretilen b\u00fcy\u00fcme fakt\u00f6rleridir. L\u00f6komoid reaksiyon bazen kronik miyeloid l\u00f6semi ile kar\u0131\u015fabilir. Ay\u0131r\u0131c\u0131 tan\u0131da baz\u0131 kriterler yard\u0131mc\u0131 olur: Kronik miyeloid l\u00f6semide daha fazla immat\u00fcr h\u00fccre g\u00f6r\u00fcl\u00fcr; bazofil ve eozinofiller artm\u0131\u015ft\u0131r. Vitamin B12 ve vitamin B12 ba\u011flama kapasitesi y\u00fcksektir. Philadelphia kromozomu pozitiftir. Malignensiye ba\u011fl\u0131 olu\u015fan l\u00f6kositoz \u00f6zel bir tedaviyi gerektirmez.<\/p>\n<p>L\u00f6kostaz sendromu, a\u015f\u0131r\u0131 derecede artm\u0131\u015f beyaz k\u00fcrelerin kapillerlerde birikmesi sonucu ortaya \u00e7\u0131kar. L\u00f6semilerde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. S\u0131ras\u0131yla akut miyeloblastik, kronik miyeloid, akut lenfoblastik ve kronik lenfositik l\u00f6semide tespit edilir. Blast say\u0131s\u0131 genellikle 50000\/mm3&#8217;\u00fcn \u00fczerindedir. En s\u0131k tutulan organlar akci\u011fer ve beyindir. L\u00f6kosit say\u0131s\u0131n\u0131n a\u015f\u0131r\u0131 art\u0131\u015f\u0131, kan vizkositesinde y\u00fckselmeye ve l\u00f6kositlerin kapillerlerde toplanmas\u0131na ve t\u0131kan\u0131kl\u0131\u011fa yol a\u00e7ar. Blastlar\u0131n deformabilite \u00f6zelli\u011fini kaybetmesi bu sendromdan sorumludur. Akci\u011fer tutulumuna ba\u011fl\u0131 nefes darl\u0131\u011f\u0131 ve hipoksemi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Merkez sinir sistemi tutulumu; ba\u015f a\u011fr\u0131s\u0131, konf\u00fczyon, tinnitus, papil \u00f6demi, ataksi ve stupora neden olur. Tedavide allopurinol verilmeli ve hidrasyon sa\u011flanmal\u0131d\u0131r. Asemptomatik hastalarda hidroksi\u00fcre kullan\u0131l\u0131r. Semptomatik hastalarda l\u00f6kaferez yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bu, kemoterapiye ba\u011fl\u0131 ortaya \u00e7\u0131kabilecek akut lizis sendromunu \u00f6nler. L\u00f6kaferez sonras\u0131 hastalar trombosit ihtiyac\u0131 g\u00f6sterebilirler. Eritrosit transf\u00fczyonundan ka\u00e7\u0131nmal\u0131d\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc vizkositeyi art\u0131r\u0131r. Kemoterapi bir an \u00f6nce ba\u015flanmal\u0131d\u0131r. L\u00f6semi tedavisi ile d\u00fczelir.<\/p>\n<p>EOZ\u0130NOF\u0130L\u0130 VE BAZOF\u0130L\u0130<\/p>\n<p>Eozinofili en s\u0131k Hodgkin hastal\u0131\u011f\u0131 ve mikozis fungoidesde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Kronik miyeloid l\u00f6semide eozinofil oran\u0131 y\u00fckselmese bile, mutlak eozinofil say\u0131s\u0131 artm\u0131\u015ft\u0131r. Nadiren Hodgkin d\u0131\u015f\u0131 lenfomalar, akut lenfoblastik l\u00f6semi ve solid t\u00fcm\u00f6rler eozinofiliye neden olabilir. G\u00f6\u011f\u00fcse verilen radyoterapi sonras\u0131 da eozinofili bildirilmi\u015ftir. Neoplaziye ba\u011fl\u0131 eozinofilinin nedeninin t\u00fcm\u00f6rden salg\u0131lanan bir fakt\u00f6r olabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Eozinofil stim\u00fcle edici fakt\u00f6r, gran\u00fclosit-makrofaj koloni stim\u00fcle edici fakt\u00f6r, interl\u00f6kin-3 ve interl\u00f6kin-5 eozinofiliden sorumlu olabilir. T\u00fcm\u00f6r yayg\u0131nl\u0131k ve nekrozu ile eozinofili aras\u0131nda yak\u0131n bir ili\u015fki oldu\u011fu \u00f6ne s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Genellikle tedavi gerektirmeyen eozinofili, bazen semptomlara yol a\u00e7abilecek derecede L\u00f6ffler benzeri bir sendroma yol a\u00e7abilir. Bu durumda nod\u00fcler akci\u011fer infiltratlar\u0131, \u00f6ks\u00fcr\u00fck ve ate\u015f g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Bazofili, kronik miyeloid l\u00f6semi ve di\u011fer miyeloproliferatif hastal\u0131klarla birlikte g\u00f6r\u00fclebilir. Bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda akci\u011fer kanseri ve Hodgkin hastal\u0131\u011f\u0131 da bazofiliye neden olabilir. Bazofiliye ait tipik semptom yoktur.<\/p>\n<p>TROMBOS\u0130TOZ<\/p>\n<p>Trombositoz, kanserli hastalarda s\u0131k\u00e7a kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan bir durumdur. Kemik ili\u011fi her zaman hipersel\u00fcler de\u011fildir ve megakaryositler artmam\u0131\u015f olabilir. Kansere kar\u015f\u0131 reaktif bir yan\u0131t olan trombositozun etyolojisinde artm\u0131\u015f trombopoietin ya da interl\u00f6kin-6\u2019n\u0131n rol\u00fc oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Trombositoz; Hodgkin hastal\u0131\u011f\u0131, lenfoma, l\u00f6semi ve \u00e7e\u015fitli karsinomlarda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Polisitemia rubra vera ve kronik miyeloid l\u00f6semi gibi miyeloproliferatif hastal\u0131klar\u0131n erken d\u00f6neminde tespit edilir. Primer trombositozun hastal\u0131\u011fa ad\u0131n\u0131 veren temel bulgusudur. Trombositoz; kanserle birlikte bulunan inflamatuar bozukluklar, kanama, demir eksikli\u011fi, hemolitik anemiye sekonder olarak ta geli\u015fmi\u015f olabilir. Trombositozun do\u011frudan p\u0131ht\u0131la\u015fma sorununa yol a\u00e7\u0131p a\u00e7mad\u0131\u011f\u0131 kesin olarak bilinmemekle birlikte, nadiren tromboz ve hemoraji g\u00f6r\u00fclebilmektedir. Genellikle \u00f6zel bir tedaviyi gerektirmez.<\/p>\n<p>TROMBOS\u0130TOPEN\u0130<\/p>\n<p>Malignensilerde trombositopeninin \u00f6nemli bir nedeni kemoterapidir. Hastalar \u00f6nceden radyoterapi alm\u0131\u015flarsa ya da \u00f6nceki kemoterapiye ba\u011fl\u0131 kemik ili\u011fi bask\u0131lanmas\u0131 tamamen d\u00fczelmemi\u015fse trombositopeni daha \u015fiddetli seyredebilir. Tek ba\u015f\u0131na radyoterapi de trombositopeni yapabilir. Trombositopenide genellikle klinik olarak anlaml\u0131 kanama g\u00f6r\u00fclmez. Ancak n\u00f6tropeniye ba\u011fl\u0131 infeksiyonlar, kanama riskini art\u0131rabilir. Kemoterapiye ba\u011fl\u0131 trombositopeni \u00e7o\u011funlukla bir haftada d\u00fczelir. \u00d6zellikle tekrarlayan kemoterapilerde mitomisin C, nitroz\u00fcre ve karboplatin gibi ila\u00e7larda bu s\u00fcre uzayabilir.<\/p>\n<p>D\u0130K de trombositopeniye yol a\u00e7abilir. Bu durum tek ba\u015f\u0131na g\u00f6r\u00fclebildi\u011fi gibi kemoterapiye ba\u011fl\u0131 trombositopeni ile birlikte de olabilir.<\/p>\n<p>Kemik ili\u011finin t\u00fcm\u00f6rle infiltrasyonu trombositopeniye yol a\u00e7an bir ba\u015fka nedendir. Bunlarda pansitopeni g\u00f6r\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Hipersplenizm hafif-orta \u015fiddette trombositopeni yapar. Total trombosit kitlesi azalmamakla birlikte, dala\u011f\u0131n a\u015f\u0131r\u0131 trombosit tutmas\u0131 nedeniyle, dola\u015f\u0131mdaki trombosit miktar\u0131 azalm\u0131\u015ft\u0131r. Hipersplenizme ba\u011fl\u0131 trombositopenide kanama al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bir bulgu de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130dyopatik trombositopenik purpuraya (ITP) benzer bir sendrom, malignensisi olan hastalarda g\u00f6r\u00fclebilir. En s\u0131k ITP&#8217;ye yol a\u00e7an hastal\u0131klar aras\u0131nda non-Hodgkin ve Hodgkin lenfoma ile kronik lenfositik l\u00f6semi gelir. Nadiren akci\u011fer, meme, sindirim sistemi kanserleri de bu duruma yol a\u00e7abilir. Bu hastalarda kemik ili\u011finde normal ya da artm\u0131\u015f miktarda megakaryosit bulunur. Klinik olarak kanama, pete\u015fi ve ekimoz g\u00f6r\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Heparin, tiyazid di\u00fcretikleri, s\u00fclfa antibiyotikleri, sefalosporinler ve penisilinler, kanser hastalar\u0131nda s\u0131k\u00e7a kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in trombositopenide g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmal\u0131d\u0131r. Tablo 2, kanserli hastada trombositopeni nedenlerini \u00f6zetlemektedir.<\/p>\n<p>\u0130mm\u00fcn k\u00f6kenli olmayan a\u011f\u0131r trombositopenilerde trombosit say\u0131s\u0131 \u00e7ok azald\u0131\u011f\u0131nda ya da kanama durumunda trombosit inf\u00fczyonu yap\u0131labilir. Trombosit say\u0131s\u0131n\u0131n 5000-10000\/ mm3&#8217;\u00fcn alt\u0131nda oldu\u011fu asemptomatik olgularda transf\u00fczyon yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Kanama riski bulunan hastalarda bu s\u0131n\u0131r 20000 olarak al\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130mm\u00fcn trombositopenide kortikosteroidler, sitotoksik ajanlar, y\u00fcksek doz intraven\u00f6z gama globulinler kullan\u0131labilir. Bu hastalarda transf\u00fczyonun yarar\u0131 yoktur. Altta yatan hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi ile ba\u015far\u0131l\u0131 sonu\u00e7lar al\u0131nabilir. Bunlar\u0131n yararl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 durumlarda splenektomi yap\u0131labilir. \u0130la\u00e7lara ba\u011fl\u0131 trombositopenide ila\u00e7 kesildikten 2-3 g\u00fcn sonra trombosit say\u0131s\u0131 y\u00fckselmeye ba\u015flar. \u015eiddetli trombositopeni ve kanaman\u0131n oldu\u011fu oldu\u011fu hastalarda intraven\u00f6z imm\u00fcnglobulin G ya da Rh imm\u00fcnglobulin etkili olabilir.<\/p>\n<p>KANSERE BA\u011eLI H\u0130PERKOAGULOPAT\u0130 VE TROMBOZ<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda \u00e7ok de\u011fi\u015fik nedenlere ba\u011fl\u0131 olarak hiperkoagulopati ve tromboza e\u011filim g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. T\u00fcm\u00f6re ba\u011fl\u0131 prokoagulanlar\u0131n bunda rol\u00fc oldu\u011fu bilinmektedir. Doku fakt\u00f6r\u00fc ve kanser prokoagulan\u0131 bunlar aras\u0131nda en \u00f6nemli yeri tutar. Neoplastik h\u00fccrelerden salg\u0131lanan doku fakt\u00f6r\u00fc, fakt\u00f6r VIIa&#8217;n\u0131n kofakt\u00f6r\u00fc gibi \u00e7al\u0131\u015farak fakt\u00f6r X&#8217;u aktive eder. B\u00f6ylece koagulasyonun ekstrinsik yolu \u00e7al\u0131\u015fmaya ba\u015flar. Doku fakt\u00f6r\u00fc; sarkom, adenokarsinom, melanom ve n\u00f6roblastomda eksprese edilmektedir. Kanser prokoagulan\u0131 ise, fakt\u00f6r X&#8217;u direkt olarak aktive eder. Kal\u0131n barsak, meme, akci\u011fer, b\u00f6brek kanserlerinde ve melanomda tan\u0131mlanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda da t\u00fcm\u00f6r prokoagulanlar\u0131 vard\u0131r. Sialik asit k\u0131sm\u0131, fakt\u00f6r X&#8217;u do\u011frudan aktive eden bir prokoagulan olarak bilinmektedir. M\u00fcsin \u00fcreten adenokarsinomlarda bulunur.<\/p>\n<p>T\u00fcm\u00f6r h\u00fccreleri, p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rleri i\u00e7in uygun bir fosfolipid y\u00fczeyi olu\u015fturarak ta koagulasyonu kolayla\u015ft\u0131rabilirler. Baz\u0131 t\u00fcm\u00f6r h\u00fccrelerinin fakt\u00f6r V ve X i\u00e7in ba\u011flanma yerleri eksprese etti\u011fi g\u00f6sterilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Kanserli hastalarda ba\u015fka mekanizmalarla da p\u0131ht\u0131la\u015fmaya e\u011filim olmaktad\u0131r. Bunun tipik bir \u00f6rne\u011fi t\u00fcm\u00f6re yan\u0131t olarak normal h\u00fccrelerde prokoagulan aktivitenin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r. Monositler; doku fakt\u00f6r\u00fc, fakt\u00f6r X aktivat\u00f6r\u00fc ve protrombinaz kompleksi \u00fcreterek hiperkoagulasyona neden olurlar. Buna ek olarak monositler, p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rleri \u00fcretebilir ya da p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rlerini membranlar\u0131nda ba\u011flayabilirler. Ayr\u0131ca aktive olmu\u015f monosit ve makrofajlar interl\u00f6kin-1 ve t\u00fcm\u00f6r nekrozis fakt\u00f6r arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla di\u011fer h\u00fccreleri, \u00f6zellikle damar endotel h\u00fccrelerini etkileyerek dolayl\u0131 yoldan p\u0131ht\u0131la\u015fmaya uygun bir ortam olu\u015ftururlar.<br \/>\nTrombosit agregasyon ve sekresyonundaki art\u0131\u015flar trombozun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131ran fakt\u00f6rler aras\u0131nda say\u0131labilir. Baz\u0131 malignensilerde lupus inhibit\u00f6r\u00fc ve antikardiyolipinlerin trombotik riski art\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zlenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130mmobilizasyon, uzun s\u00fcreli yatak istirahati ve t\u00fcm\u00f6r kitlesinin damara bas\u0131s\u0131 kanserli hastalarda s\u0131k olarak g\u00f6r\u00fclen durumlar olup, ven\u00f6z staza yol a\u00e7ar. Bu da p\u0131ht\u0131la\u015fmay\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 bir fakt\u00f6rd\u00fcr.<\/p>\n<p>Plazma protein anormalli\u011fi ve \u015fekilli elemanlar\u0131n artmas\u0131 kan ak\u0131m\u0131n\u0131 yava\u015flatan nedenlerdir. Waldenstr\u00f6m makroglobulinemisi, hipervizkositeye yol a\u00e7an klasik \u00f6rnek olarak bilinir. IgG ve IgA miyeloma da vizkosite art\u0131\u015f\u0131na neden olabilir. Bu hastal\u0131klarda trombotik diyatez g\u00f6r\u00fclse de kanama daha s\u0131kt\u0131r. Polisitemia veradaki artm\u0131\u015f eritrosit hacmi plazma h\u00fccre diskrazilerinden farkl\u0131 olarak \u00e7ok daha fazla arteriyel ve ven\u00f6z tromboza yol a\u00e7ar. Daha \u00f6nce s\u00f6z\u00fc edilen l\u00f6kostaz sendromunda, l\u00f6kositler kapillerlerde toplanarak hipervizkositeye ve trombuslara neden olurlar.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7ta kansere ba\u011fl\u0131 trombozun, koagulasyon ve fibrinoliz aras\u0131ndaki dengenin olduk\u00e7a kompleks bir \u015fekilde bozulmas\u0131ndan ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Kanserde fibrinojen ve fakt\u00f6r V, VII, VIII, IX ve XI d\u00fczeyleri artm\u0131\u015f bulunur. Trombosit katabolizmas\u0131 h\u0131zlanm\u0131\u015ft\u0131r. Protein C, S ve antitrombin III azalm\u0131\u015ft\u0131r. Do\u011frudan trombin \u00fcretimi olu\u015fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Kanser tedavisinde uygulanan cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonlar ve kemik ili\u011fi transplantasyonu gibi y\u00f6ntemlerin de p\u0131ht\u0131la\u015fmay\u0131 art\u0131r\u0131c\u0131 etkileri vard\u0131r. Cerrahi, hemostatik sistemi aktive ederek ve hastan\u0131n immobilize olmas\u0131na neden olarak p\u0131ht\u0131la\u015fmay\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131r. Kemoterap\u00f6tik ila\u00e7lar \u00e7ok de\u011fi\u015fik mekanizmalarla tromboza neden olurlar. Bunlardan bleomisin ve mitomisin subendotel hiperplazisi yaparak venooklusif hastal\u0131\u011fa yol a\u00e7abilir. Dakarbazin ve bundan ayr\u0131 olarak metotreksat ya da sitarabin ile birlikte kullan\u0131lan 6-tioguanin Budd-Chiari sendromuna, yine bleomisin Raynaud fenomenine neden olabilir. Vinka alkaloidleri, 5-florourasil, sisplatin, etoposid ve bleomisin miyokard iskemi ve infarkt\u00fcs\u00fcne; mitomisin ve sisplatin trombotik mikroanjiyopatiye yol a\u00e7abilir. Kemik ili\u011fi transplantasyonu ile birlikte y\u00fcksek doz kemoradyoterapi transplant sonras\u0131 erken d\u00f6nemde tromboz riskini art\u0131r\u0131r. Allojeneik transplantasyonda hepatik venooklusif hastal\u0131k en s\u0131k g\u00f6r\u00fclen hiperkoagulasyon komplikasyonudur. Tamoksifen ve kortikosteroid kullan\u0131m\u0131nda da tromboz riski artmaktad\u0131r. Kemo\/hormonal tedavide tromboz g\u00f6r\u00fclmesinin nedeni, ilaca ba\u011fl\u0131 olarak do\u011fal antikoagulanlar\u0131n miktar\u0131n\u0131n azalmas\u0131, endotel hasar\u0131 ve p\u0131htla\u015fma fakt\u00f6rlerindeki art\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fcm bu etkenler tromboembolilerin kanser hastalar\u0131nda normal populasyona g\u00f6re daha s\u0131k g\u00f6r\u00fclmesine neden olur. Nitekim neoplazisi olan hastalarda tromboembolik olaylar %15 oran\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Otopsi serilerinde bu say\u0131 daha da artm\u0131\u015ft\u0131r. Alt ekstremitelerdeki derin ven trombozu en yayg\u0131n trombotik komplikasyondur.<\/p>\n<p>Trousseau sendromu olarak bilinen antite, ven\u00f6z trombozun daha nadir bir varyant\u0131 olup, y\u00fczeyel ya da derin venlerde tekrarlay\u0131c\u0131 ve gezici \u00f6zellik g\u00f6sterir. S\u0131kl\u0131kla kol ve g\u00f6\u011f\u00fcs gibi al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f b\u00f6lgelerin tutulumu ile karakterizedir. Tromboembolik olaylar en s\u0131k sindirim sisteminin m\u00fcsin \u00fcrten t\u00fcm\u00f6rlerinde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Akci\u011fer, meme, yumurtal\u0131k kanserleri ve primer beyin t\u00fcm\u00f6rleri de tromboembolinin artt\u0131\u011f\u0131 t\u00fcm\u00f6rlerdir. Trousseau sendromu bazen gizli kalm\u0131\u015f bir malignensinin ilk i\u015fareti olabilir. Tekrarlayan trombozlar, varfarin rezistans\u0131, al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f b\u00f6lgelerde tromboz ve tromboflebit g\u00f6r\u00fclmesi hastada gizli bir kanser ihtimalini akla getirmelidir.<\/p>\n<p>Kanserli ki\u015filerde tromboz tan\u0131s\u0131 di\u011fer hastalardan farkl\u0131l\u0131k g\u00f6stermez. Ancak yan\u0131lt\u0131c\u0131 g\u00f6r\u00fcnt\u00fclere yol a\u00e7abilen t\u00fcm\u00f6r kitlesi tan\u0131y\u0131 zorla\u015ft\u0131rabilir. Derin ven trombozunun kesin tan\u0131s\u0131 i\u00e7in venografi, impedans pletismografi, Doppler ultrasonografi, B-mod ultrasonografi, Dupleks \u2018scan\u2019, bilgisayarl\u0131 tomografi, magnetik rezonans gibi tekniklerin bir ya da bir ka\u00e7\u0131na ba\u015fvurulabilir.<\/p>\n<p>Kansere ba\u011fl\u0131 trombozun tedavisinde, p\u0131ht\u0131la\u015fmay\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 fakt\u00f6rler ortadan kald\u0131r\u0131lmal\u0131 ya da azalt\u0131lmal\u0131d\u0131r. Yatak istirahat s\u00fcresinin k\u0131salt\u0131lmas\u0131 ve bacaklardaki \u00f6demin giderilmesi buna \u00f6rnek olarak verilebilir. Primer hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi trombozun d\u00fczelmesini kolayla\u015ft\u0131r\u0131rsa da bu hastalar\u0131n bir \u00e7o\u011fu tedaviye diren\u00e7li oldu\u011fundan antikoagulasyon uygulanmal\u0131d\u0131r. Tedaviye heparin ile ba\u015flanmal\u0131d\u0131r. Aktif malignensi ve kemoterapi gibi risk fakt\u00f6rleri devam etti\u011fi s\u00fcrece antikoagulasyon da devam etmelidir. Uzun s\u00fcreli tedavi i\u00e7in varfarin ya da cilt alt\u0131 heparin kullan\u0131labilir. D\u00fc\u015f\u00fck molek\u00fcl a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 heparin gerek ba\u015flang\u0131\u00e7, gerekse uzun s\u00fcreli tedavi i\u00e7in son y\u0131llarda tercih edilen bir tedavi y\u00f6ntemi olmu\u015ftur. Bu tedaviden olduk\u00e7a yararl\u0131 sonu\u00e7lar elde edilmi\u015ftir. Mortalite oran\u0131, d\u00fc\u015f\u00fck molek\u00fcl a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 heparinde konvansiyonel heparine g\u00f6re daha d\u00fc\u015f\u00fck bulunmu\u015ftur. \u0130la\u00e7 kesildikten sonra da olumlu etkisi nedeniyle mortalitedeki azalma devam etmektedir. Varfarin tedavisinde \u2018International normalized ratio\u2019nun tutturulmas\u0131n\u0131n zorlu\u011fu, artan kanama insidans\u0131 ve tekrarlayan trombus riski, d\u00fc\u015f\u00fck molek\u00fcl a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 heparin tedavisinin tercih edilmesimdeki di\u011fer etmenlerdir. Antikoagulasyon kanser hastalar\u0131nda her zaman ba\u015far\u0131l\u0131 sonu\u00e7 vermez. Kanama riski nedeniyle trombolitik ajanlar kullan\u0131lmaz. Bunlar, ancak iyi prognozlu kanserlerde masif pulmoner embolisi bulunan ya da yeni, semptomatik ileofemoral ven\u00f6z trombozu geli\u015fen hastalarda kullan\u0131lmal\u0131d\u0131r. Trousseau sendromu da tedavisi zor komplikasyonlardand\u0131r. Hastalar heparinden yarar g\u00f6r\u00fcrler. Bu hastalara varfarin \u00f6nerilmemektedir.<\/p>\n<p>NONBAKTER\u0130YEL TROMBOT\u0130K ENDOKARD\u0130T<\/p>\n<p>Nonbakteriyel trombotik endokardit, kanserdeki artm\u0131\u015f hiperkoagulopatinin \u00f6zel bir sonucudur. Kalp kapak\u00e7\u0131klar\u0131nda steril trombotik vejetasyonlarla karakterizedir ve \u00f6zellikle m\u00fcsin \u00fcreten adenokarsinomlarda daha s\u0131k g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. K\u00fc\u00e7\u00fck h\u00fccreli d\u0131\u015f\u0131 akci\u011fer kanseri, prostat kanseri ve pankreatik kanser bunlar aras\u0131nda say\u0131labilir. Nadiren l\u00f6semi ve lenfomalarda da g\u00f6r\u00fclebilir. Esas olarak n\u00f6rolojik komplikasyonlar ile karakterizedir. Beyin damarlar\u0131na ait emboliler sonucu konf\u00fczyon, kas\u0131lma ve oryantasyon bozuklu\u011fu olu\u015fur. Daha az olmak \u00fczere, sistemik emboliler de g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Otopside dalak, b\u00f6brek, sindirim sistemi ve koroner arterlerde emboliler g\u00f6zlenmi\u015ftir. Bu hastal\u0131k kanserde ven\u00f6z tromboza g\u00f6re \u00e7ok daha nadir g\u00f6r\u00fclen arteriyel trombozun en \u00f6nemli nedenidir. Kesin tan\u0131 beyin anjiyografisi ile konur. Bunda \u00e7ok say\u0131da arteriyel t\u0131kan\u0131kl\u0131klar tespit edilir. Hastal\u0131\u011f\u0131n kardiyak bulgular\u0131 minimaldir. \u0130ki mm \u00fcst\u00fcndeki vejetasyonlar ekokardiyografide tespit edilir. Kalpte \u00fcf\u00fcr\u00fcm \u00e7o\u011funlukla duyulmaz. Ate\u015f al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bir bulgu de\u011fildir. Deride, merkez sinir sisteminde, genito\u00fcriner sistemde, solunum yollar\u0131nda ve sindirim sisteminde kanamalar olabilir. Altte yatan hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi, tedavinin esas\u0131n\u0131 olu\u015fturur. Antikoagulanlar\u0131n yayg\u0131n kanseri olan hastalarda yarar\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>KANSERE BA\u011eLI KANAMA VE D\u0130K<\/p>\n<p>Pete\u015fi, gingiva kanamas\u0131 gibi hafif bir kanama diyatezi, kanserli hastalarda s\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclen bulgulard\u0131r. Bazen dramatik ve masif kanamalar olabilir. Hemoraji, akut l\u00f6semilerdeki en \u00f6nemli komplikasyondur. Beyin i\u00e7i kanamas\u0131, akut l\u00f6semi ve lenfomalarda \u00f6nemli bir \u00f6l\u00fcm nedenidir.<\/p>\n<p>D\u0130K kansere ba\u011fl\u0131 kanaman\u0131n s\u0131k g\u00f6r\u00fclen bir nedenidir. Akut promiyelositik l\u00f6semi, prostat, sindirim sistemi, akci\u011fer kanserleri ve melanomla birlikte olabilir. D\u0130K\u2019de a\u015f\u0131r\u0131 kullan\u0131lm\u0131\u015f p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rleri ve azalm\u0131\u015f trombositler kanamaya yol a\u00e7arlar. Artm\u0131\u015f protrombin ve parsiyel tromboplastin zaman\u0131, hipofibrinojenemi, fibrin y\u0131k\u0131m \u00fcr\u00fcnleri \u00f6nemli laboratuar bulgular\u0131 aras\u0131ndad\u0131r. \u0130nfeksiyonlar D\u0130K\u2019i \u015fiddetlendirirler. Altta yatan hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisi kolay de\u011fildir. Kanaman\u0131n \u00f6n planda oldu\u011fu D\u0130K\u2019de p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rleri ve trombositler verilir. Bunlar\u0131 heparinle birlikte \u00f6nerenler de vard\u0131r. Tromboembolik ve nekrotizan komplikasyonlar\u0131n \u00f6n planda oldu\u011fu durumlarda heparin tek ba\u015f\u0131na kullan\u0131labilir. Bu konu bir ba\u015fka b\u00f6l\u00fcmde daha ayr\u0131nt\u0131l\u0131 olarak anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kanser hastalar\u0131nda vitamin K eksikli\u011fi g\u00f6r\u00fclebilir. Bunun nedeni oral al\u0131m eksikli\u011fi, al\u0131nan antibiyotikler ve nadiren biliyer sistemdeki t\u0131kan\u0131kl\u0131kt\u0131r. Aktinomisin D vitamin K\u2019y\u0131 antagonize eder. \u0130lac\u0131n kesilmesi ile eksiklik d\u00fczelir. Eksikli\u011fi gidermek i\u00e7in kullan\u0131lan g\u00fcnl\u00fck vitamin K dozu 20 mg\u2019d\u0131r. Bu yava\u015f intraven\u00f6z inf\u00fczyonla verilmeli, 2-3 g\u00fcn devam edilmelidir. Hasta kan\u0131yorsa fakt\u00f6r II, VII, IX, X i\u00e7eren taze donmu\u015f plazma ve vitamin K birlikte verilmelidir.<\/p>\n<p>Monoklonal imm\u00fcnglobulinler \u00e7e\u015fitli kanama sorunlar\u0131na yol a\u00e7abilir. \u0130mm\u00fcnglobulinler en \u00e7ok fibrin polimerle\u015fmesini inhibe ederek hemostaz bozuklu\u011fu yaparlar. Heparin benzeri antikoagulanlar \u015fiddetli hemorajik diyateze yol a\u00e7arlar.<\/p>\n<p>Kazan\u0131lm\u0131\u015f von Willebrand hastal\u0131\u011f\u0131; plazma h\u00fccre diskrazileri, gastrik ve adrenal kanserlerde, l\u00f6semi ve lenfomalarda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu hastalarda spontan mukozal kanamalar \u00f6n plandad\u0131r. Primer hastal\u0131\u011f\u0131n tedavisine ek olarak desmopressin, von Willebrand fakt\u00f6r konsantreleri, intraven\u00f6z imm\u00fcnglobulin, plazmaferez, kortikosteroid ve immune s\u00fcpresif tedavi gerekebilir.<\/p>\n<p>Fakt\u00f6r VIII antikorlar\u0131na ba\u011fl\u0131 geli\u015fen kazan\u0131lm\u0131\u015f hemofili, solid t\u00fcm\u00f6rler, paraproteinemiler ve lenfoproliferatif hastal\u0131klarda tan\u0131mlanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu hastalarda kanser tedavisine ek olarak plazmaferez, fakt\u00f6r VIII konsantreleri, kortikosteroidler ve siklofosfamid kullan\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7e\u015fitli trombosit fonksiyon bozukluklar\u0131 da kanamalara yol a\u00e7abilir. Bu durum paraproteinemilerde yayg\u0131nd\u0131r. Kemoterap\u00f6tik ila\u00e7lar de\u011fi\u015fik mekanizmalarla kanamalara neden olurlar. Bunlardan mitomisin trombosit fonksiyon bozuklu\u011funun yan\u0131s\u0131ra fibrinolizi art\u0131rarak kanama riskini y\u00fckseltebilir. L-asparaginaz, fonksiyonu bozuk fibrinojen yap\u0131m\u0131na neden olur. Keza suraminde de kanamalar g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Antrasiklinler fibrinojenolize yol a\u00e7arlar. \u0130la\u00e7lar\u0131n kesilmesi ile hemostatik denge yeniden kurulur.<\/p>\n<p>OKUNMASI \u00d6NER\u0130LEN KAYNAKLAR<br \/>\nBoyiadzis M, Lieberman FS, Geskin LJ, Foon KA. Paraneoplastic Syndromes. In: DeVita, Jr VT, Hellman S, Lawrence TS, Rosenberg SA (eds), Cancer, Principles and Practice of Oncology. Lippincott Williams and Wilkins, Philadelphia, 2008, pp 2343-2362.<br \/>\nJagasia MH, Arrowsmith ER. Complications of Hematopoietic Neoplasms. In: Greer JP, Foerster J, Lukens JN, Rodgers GM, Paraskevas F, Glader B (eds), Wintrobe\u2019s Clinical Hematology. Lippincott Williams and Wilkins, Philadelphia, 2004, pp 1919-1944.<br \/>\nMarks PW, Rosenthal DS. Hematologic Manifestations of Systemic Disease: Infection, Cronic Inflammation, and Cancer. In: Hoffman R, Benz, Jr EJ, Shattil SJ, Furie B, Cohen HJ, Silberstein LE, McGlave P (eds), Hematology, Basic Principles and Practice. Elsevier, Churchill Livingstone, Philadelphia, 2005, pp 2573-2584.<br \/>\nMoliterno AR, Spivak JL. Anemia of cancer. Hematol Oncol Clin North Am 1996; 10: 345-363.<br \/>\nGoad KE, Gralnick HR. Coagulation disorders in cancer. Hematol Oncol Clin North Am 1996; 10: 457-484.<br \/>\nGreen KB, Silverstein RL. Hypercoagulability in cancer. Hematol Oncol Clin North Am 1996; 10: 499-530.<br \/>\nItri LM. Optimal hemoglobin levels for cancer patients. Semin Oncol 2000; 27 (Suppl 4): 12-15.<\/p>\n<p><a href=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo1.jpg\"><img loading=\"lazy\" src=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo1.jpg\" alt=\"tablo1\" width=\"426\" height=\"569\" class=\"size-full wp-image-701\" srcset=\"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo1.jpg 426w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo1-224x300.jpg 224w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo1-112x150.jpg 112w\" sizes=\"(max-width: 426px) 100vw, 426px\" \/><\/a> <\/p>\n<p><a href=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo2.jpg\"><img loading=\"lazy\" src=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo2.jpg\" alt=\"tablo2\" width=\"461\" height=\"606\" class=\"size-full wp-image-702\" srcset=\"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo2.jpg 461w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo2-228x300.jpg 228w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo2-114x150.jpg 114w\" sizes=\"(max-width: 461px) 100vw, 461px\" \/><\/a> <\/p>\n<p><a href=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3.jpg\"><img loading=\"lazy\" src=\"http:\/\/www.coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3.jpg\" alt=\"\" width=\"964\" height=\"560\" class=\"aligncenter size-full wp-image-703\" srcset=\"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3.jpg 964w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3-300x174.jpg 300w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3-250x145.jpg 250w, https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-content\/uploads\/2014\/07\/tablo3-150x87.jpg 150w\" sizes=\"(max-width: 964px) 100vw, 964px\" \/><\/a><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Kanserli hastalardaki hematolojik sorunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 do\u011frudan primer hastal\u0131kla ilgili iken, bir k\u0131sm\u0131 da uygulanan kemoterapi, radyoterapi ve di\u011fer ila\u00e7lara ba\u011fl\u0131d\u0131r. Primer hastal\u0131kla ilgili sorunlar paraneoplastik sendromdan kaynaklanabilece\u011fi gibi, t\u00fcm\u00f6r\u00fcn organ invazyonuyla da ilgili olabilir. Hematopoietik h\u00fccreleri ve p\u0131ht\u0131la\u015fma fakt\u00f6rlerini etkileyen paraneoplastik s\u00fcre\u00e7ler \u00e7ok yayg\u0131nd\u0131r, ancak \u00e7o\u011funun etyolojisi kesin olarak \u2026<\/p>\n<p> <a class=\"continue-reading-link\" href=\"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/tibbi-yazilar\/kanserli-hastada-hematolojik-sorunlar\">Devam\u0131n\u0131 Oku<i class=\"icon-right-dir\"><\/i><\/a><\/p>\n","protected":false},"author":2,"featured_media":229,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":[],"categories":[3],"tags":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/139"}],"collection":[{"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/users\/2"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=139"}],"version-history":[{"count":4,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/139\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":704,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/139\/revisions\/704"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/media\/229"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=139"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=139"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/coskuntecimer.com\/t\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=139"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}